12 Mayıs 2014 Pazartesi

mucize

Hadi bi mucize olsun da ben cok mutlu olayim....

26 Aralık 2012 Çarşamba

Yaaa evlenmek kolay mı sandın ?

Aslında uzun zamandır yazmamamın sebebi teslim olduğum öfkeli ruhumdu. Hayatı akışına bırakmayı beceremedim. Evliliğin zor taraflarını kabul edemedim. Gurur yaptım, kibir yaptım daha neler neler yaptım. Olmadığım kişi oldum.Evlilik mi beni değiştirdi ne değişti hala daha bilemiyorum. Her şey düğünün başlamasıyla başladı. Gergin bir ortam oldu Denizli'deki düğünde benim ailem ile Nihat'ın ailesi arasında benim bir türlü anlayamadığım bir gerginlik oldu. Ben düğün telaşında, düğün heyecanındaydım. Gözüm hiç bir şeyi görmüyordu.Ben gelindim. O gün ayrıcalıklıydım. O gün benim her isteğim olacak, o gün dünya benim için dönüyormuş gibi olacak, o gün ben sonsuz mutlu olacaktım. Ben öyle sanmışım. Beyaz gelinliği üstüne giyince melek olunur mutluluktan uçulur sanmıştım. Ahhh ahhh. Bak iç çekiyorum derin derin... Ne çok derin yara etmiş içimde. Etti tabi yaa... Denizli'deki düğünün ertesi günü köyde düğün vardı. Nihat'ın eniştesinin aracında köye doğru yol alırken ne kadar küçülmüştüm. Küçülüp küçülüp köşeye büzülmüştüm. Zira yol boyunca eşimin kız kardeşi bana hiç durmadan laf çarpmıştı. Öyle yabancıydım ki yanlarında, öyle yalnızdım ki orada. Nihat eşimdi artık, kocamdı ama ... Annemler köydeki düğüne ertesi gün sabah gelecekti. Ben köyde gelinliğimi giyip bir köşeye büzüldüm. Çünkü benimle kimse konuşmuyor... kimse yanıma gelmiyor... Neler oluyor anlamıyorum. Ne bu tavır afra tafra bana karşı ne ne ne??? Bak boğazım düğümleniyor ağlayacağım... İşte bu sebeple yazamıyorum.Anlatamıyorum. Annemler geldiler köye ama kısa bir süre sonra biz gidiyoruz dediler ve ben orada yalnız kaldım. Ailem olmadan köyde düğün oldu. Ben orada sanki kendi düğünümde değildim. Nihat oradaydı. Nihat kocamdı o sıra ama o da yanımda değildi... Maalesef gergin düğünün sonrasında yaşadığımız balayı da zaman zaman gerilmemize neden oldu. Sonrasında eşimin ailesi ve kız kardeşleriyle alakalı çok daha büyük problemler oldu. Ben benliğimi kaybetmiş gibiydim. Ben öfkeden kudurmuş bir hayvana döndüm. Damarlarımdaki kan şahlanıyor, nefesim daralıyor, kalp atışlarım hızlanıyor yeni evlendiğim eşimden nefret ediyordum... Bu duyguları kontrol edemiyordum çünkü ruhumu ele geçiren her ne ise benim delirmeme neden oluyordu. Sürekli ağlama nöbetlerim oldu. Mütemadiyen mutsuzluk hissi içime geldi oturdu. Yaşadıklarımı hak etmedim diye diye kendi kendimi yedim bitirdim. Eşimle defalarca kavga ettik, defalarca küstük, defalarca barıştık. Yani evliliğimizin ilk aylarında hayal ettiğim bazı şeyleri bulamadım. İşte tüm bu anılar bellekten silinip çöpe atılası şeyler. Üzerine konuştukça yorum yapıp eşip deştikçe sıkıntıdan başka hiç bir şey geçmiyor elime... Şu anda daha huzurluyum. Daha dinginim. Evlilikte 17 ayı geride bıraktık. Annem ve babamı rol model alıp da yorum yapacak olursam biz evliliğin kıyısından bile geçemeyiz. Sadece eşimin eksiklerini saymıyorum ben de aynı durumdayım. Öz eleştirimi de yapıyorum. Ama hala umutluyum. Daha iyi olacak... Nihat ve ben ... iki kişi değil, bir olmayı başaracağız...

Zormuş....

Ahh ahhh!!! 1 koca yıldan fazlasını devirdikten sonra şuraya bir kaç satırda neler yaşadığımı anlatamam ki... Yazacak çok fazla anım var ama anlatasım yok, yazasım yok uzunca zamandır... Tadım tuzum yok sanırım.

8 Temmuz 2011 Cuma

Düğüne bir kaç gün kala...

Nasıl mı hissediyorum? Ben yine miskin bir şekilde düğün gününün gelmesini bekliyorum. Babam harıl harıl davetiye dağıtırken ben en yakın arkadaşlarımın davetiyesini bile vermedim açıkcası. Bu ne miskinlik uyan Aslı uyannn... Evleniyorsunnn....
Şaşkınlığımı atamadım. Sadece bugünlerde mutluluktan ziyade stres içerisindeyim. Bugün KPSS atamalarının sonuçları açıklandı. Olumsuz... Beni öyle üzdü ki bu durum. Ne hayaller kurdum çifte düğün yapacaktım...Belki şu anda evlenmekten çok memur atamamın olmasını istiyorum. Olmadı.
Moralimin bozulması için sebep mi yok sanki... Bir kuaför faciası yaşadım, saçlarım ziyan oldu... En büyük dert de bu değil mi? Düğün öncesi başıma gelebilcek en kötü şeylerden biri geldi işte başıma... Yaaa sabırrr diyorum..
Son zamanlarda Nihat ile ıvıdık gıvıdık şeylerden ötürü çok tartışmalar yaşadık, ister istemez bunlarda canımı sıkıyor, kafama takıyorum.
Düğün gününün kazasız belasız geçmesini istiyorum. Bir de gelinliğimi bir an evvel giymek ve süzülmek istiyorum...Her anın tadını çıkarmak istiyorum.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Son 27 Gün...

5 ay kaldı, 3 ay kaldı derken düğüne günler kaldı. Nihat Isparta'da kursuna devam etmekte. Uzun zamandır da blogger'ın engellenmesinden ötürü yeni kayıt giremedim. Haliyle uzun zamandır bahsedilmeye değer konular kayıt edilemedi.
Nihat'ın Nisan ayı boyunca Eğirdir'de eğitimleri hayati idame ile devam etti. Bu süre içinde Nihat ile telefon görüşmelerimiz sınırlıydı. Her detayı anlatmasa dahi anlattıkları, eğitim aşamaları, akıllara zarar. Kursun bu aşamasını tamamladığı gün Denizli'ye geldi. Yine o gün çok kırıcı tartışma yaşandı aramızda. Öğle saatlerinde telefonda başlayan inceden laf sokmalar, geçmişin hesabını sormalara karşı, sakin ve sabırlı olma denemelerim bir yere kadar götürdü ama akşama doğru pimi çekip bombayı patlattım. Büyüdü büyüdü ve kavgaya dönüştü. 1 aydır birbirimizi görmemişken, bu kadar özlemişken, 1 ay bitip birbirimize kavuşmamız aşkla sevgiyle olacakken, biz ne yaptık? Sen şunu dedin, sen bunu yaptın tartışmasına girip birbirimize olan saygımızı yıktık. Ben ağlama krizlerine girdim. Annem de Necibe Teyzemi ve Emel ablamı aramış çağırmış Aslı krizlere girdi diye. Hey Allahım. Ben ağlar ağlar susardım. Ne gerek vardı milleti telaşlandırıp dallandırıp budaklandırmaya. İnsan sonra mahcup duruma düşüyor. Hade anlat bakalım neden ağladını. Eeee şimdi ne yapacaksın? aman Nihat seni ağlattı, üzdü. Yok yok bu iş olmaz. Düğünü erteleyelim, yok yok iptal edelim. La havle, yahu ben yalnız kalmak istiyorum diyorum gidin başımdan ama yok hepsi bir üşüştüler ne yalnız kalabiliyorum ne uyuyabiliyorum. Delircem... Velhasıl Nihat gece geldi. Ertesi gün ise konuşup hallettik sorunu. işte o gün ben gelinliğimi almaya gitmiştim. Giymek için sabırsızlanıyorum şu anda...

O zaman ki tartışmamızdan bu yana o konu tekrar açılmadı, zaten Nihat paraşütle atlayış eğitimi için Kayseri'ye gitti ve bu bir ay içinde biz yine görüşemedik. Hafta sonları da bisikletiyle Ürgüp, Kayseri, Adana, Mersin taraflarında muhteşem turlar yaparak vaktini geçirdi. Kayseri safhası sonunda o direk köye geçti ben de Denizli'den köye gittim. Otlakçı Köyü'nde Nasrettin Hoca Yay Tesislerinin önünde otobüsten indim. Nihat beni karşılamak için yarım saat öncesinden oradaydı. bir ay sonunda yeniden beraberdik işte. Hafta sonumu köyde geçirdim. Nihat'la birlikte tarlaya bostan çapalamaya, ağaçlara su vermeye gittik. Pazar gecesi de Denizli'ye döndük. Pazartesi tüm nikah evraklarımızı tamamladık ve nikah için gün aldık. Düğün salonu, nikah tarihi olayları da tamam. Düğün için her organizasyon ayarlandı neredeyse.

Her şey tamam da bende kuşkular, endişeler, stres, heyecan daha da yoğunlaştı... Hadi bakalım giriyoruz bir kervana sonumuz hayır ola...

10 Mart 2011 Perşembe

Düğün tarihimiz belli oldu.... :)

Bu aralar uzak kaldım bloğumdan sonra açtım baktım ki bu site mahkeme kararı engellenmiş. Neyse ki siteye erişmek için tünel var. Yoksa onca yazdığım saçma sapan yazılarım heba olup gidecekti.
Bu hafta sonu yorucu yoğun bir hafta sonu oldu yine. Neden mi? Kayın pederim ziyarete geldi. Cuma akşam üzeri saatlerinde Denizli'ye indi. Pazartesi sabahına kadar bizimleydi. Ohooo evde bir telaş bir telaş, yemekler hazırlandı, pastalar, tatlılar derken, annem de ben de yorulduk. Nihat da buradaydı tabi ki... Babasının yanından hiç ayrılmadı. Yani iki dakika yalnız da kalamadık. Sadece cumartesi akşamı Gül ve Ercüment bize geldiler. Gece onları bırakma bahanesiyle evden ayrıldık ve çamlıkta yeni açılan Dolçe Vita diye bir mekana oturduk bir saat kadar.
Pazar akşamı da nişanlımı Isparta'ya uğurladım. Bu hafta boyunca tatbikat varmış. Akşam telefonda konuştuğumuz kadarıyla sabahtan beri iglo yapmakla uğraşmışlar,kardan 5 metre yüksekliğinde duvar örmüşler. Hayal bile edemiyorum nasıl olur, nasıl yapılır. Gece bir kaç saatliğine sırayla nöbet tutacaklarmış. Nihat nöbet sırasında aradı beni. Donmuş ölmüş bitmiş nişanlım. Neden insanoğlu kendine eziyet eder. Bu insanlar nasıl insandır. Nihat da azıcık psikopatlık mı var? Canına kast etmek denmez mi buna? Nihat'ın dayanıklı bir bünyesi olduğunu biliyorum ama yine de aklıma feci şeyler gelmiyor değil. Telefonunu da kapatmış ulaşılamıyor. Kardan bir sığınakta, askeriyenin verdiği kaç derece soğuğa dayanıklı olduğunu bilmediğim tulumlarda -20 derece soğukta nasıl durulur? Bu kursa katılmayı çok istedi Nihat, bu kurs sonunda umarım sağlığına bir zarar gelmez.
Geçen hafta boyunca da kayak eğitimi almışlardı. O zaman keyfi yerindeydi, bugün çok üşüyorum diye ağlayacaktı resmen...
Nihat bu kadar hareketli günler yaşarken ben evde durgun zamanlarıma devam etmekteyim. Beynim hep gereksiz şeylere takılıyor yine, düşünüp düşünüp sinirlerimi bozacak yüzlerce şey aklıma geliyor. Kitap okumanın, film izlemenin hiç bir zevk vermediği döneme girmiş bulunmaktayım. Bu arada en önemli meseleyi de neredeyse yazmayı unutuyordum. Düğün tarihimiz belirlendi..:)))
14 TEMMUZ 2011
Az bir süre kaldı. Şimdiden beni stresi sardı bile... Babam düğün salonu araştırmalarına başladı. Çarşamba akşamı kına gecesi, perşembe akşamı düğün olacak. Hafta sonu da köyde düğün yapacağız. Nihat'la evleniyoruz bu yaz. Evleniyorum... Bu gerçekten çok garip bir duygu. Hem mutluyum hem gergin, sevdiğin erkekle bir ömür yanyana olmak güzel bir şey.. Ama öte yandan bir sürü sorunla başa çıkabilmek, sabır göstermek, kanaat etmek gerek... Bu işi başarabilecek miyim?
Evet, ben inanıyorum ki, her şey yoluna girecek ve mutlu bir hayat bizim olacak... Nihat ve Ben... ikimizin hayatı...

20 Şubat 2011 Pazar

İŞSİZİM BUNALIMINDAYIM

Bunalımlı günler geçiriyorum yine. Hiç bir şey yapmak istemiyorum. Boş boş oturup hiç bir şey yapmıyorum. Yine geldi heyheylerim.
İnsanı gaza getiren hikayeleri okudukça sinirlerim daha fazla bozuluyor. Çoğu çok zeki insanların hikayeleri. Ben çok zeki değilim. Benim bir işim yok!!!! 28 yaşında doğru düzgün bir işi olmamış, kariyer yollarında bir adım bile atamamış, arkadaşları işlerinde terfi alan, maaşlarına zam alan, onlara gıptayla bakıp imrenen biriyim.
Çok gücüme gidiyor işsizlik!!!!
İşsizlik çok gücüme gidiyor.....
Zor geliyor.... :(
Ben işsizim demek.